15 Ekim 2015 Perşembe
Esnafa son görev
Yıllardır yazdım; çizdim, televizyon ekranlarından anlattım. Esnaf, bu ülkenin bel kemiğidir; taşıyıcı kolonudur. Onu yok ederseniz, yalnızca bir vergi mükellefini değil, çocuğunu okutan ana babayı, mahallenin bekçisini, amcasını, teyzesini, yoksulun finansörünü, ortada direği, topluluk dengesini, mahalle ve zincirleme olarak topluluk barışını, neticede da ülkenin iç huzurunu yitirirsiniz diye… Dinletemedik…
Kendi yanlışları yok muydu? Tabiki vardı… Ancak geliştirmek, norma sokmak, kalkındırmak, ayakta tutmak mahaline , çağdışı ilan edip yok etmeyi seçim ettiniz. Çünkü çoğalış çağdaş yapılarınız vardı. Marketler ve alışveriş merkezleri…
Bu yapı öncesinde esnafı ayakta tutan, üreteni de satanı da kredilendiren, piyasanın dengesini imkanı sunan toptancıyı aradan çıkardı. Her şey daha ucuz ve kalifiye olacaktı; olmadı… Toptancının bertaraf edilmesiyle beraber kırılan dağıtma kanalı zincirinde üretici de, perakendeci de boşa düştü.
Her geçtiğimiz gün yüksek miktarlı alım yapan, öncesinde çekici görünen , sonrasında yok edişi tetikleyen bu dev yapı, piyasa aktörlerini oyuncak haline getirdi. Ancak kırılması gerekli meydana gelen bir kanat daha vardı. Perakendeci esnaf.
10 yılda 4 kat yükselen ALIŞVERIŞ MERKEZI'ler ve lokomotif gücü meydana gelen zincir marketler ortaya çıktı. Bugün Türkiye'de Mayıs 2015 itibariyle 349 alışveriş merkezi var. 2014 sonu rakamlarına göre 315 bin kişiyi istihdam ettiler. Karşılığında ise 10 yılda 1 milyon 300 bin esnaf kepenk kapattı. Aşağı Yukarı her biri yakınında bir birey çalıştırsa, 2 milyon 600 bin birey işini kaybetti.
Kaba bir hesapla her açılan alışveriş merkezi, 3 bin 725 esnafı yok etti demektir. Yetmedi bu merkezlere başka firmaları doldurup, yerli üreticiyi devre dışı bırakıp, raftan ithalata da ortam yarattınız.
Açık hesabın, yani veresiye defterinin yerini de, en yüksek faiz diliminin uygulandığı kredi kartları aldı. Esnafın devre dışı kalması ya da gücünü yarı yarıya kaybetmesiyle beraber üretici, ALIŞVERIŞ MERKEZI'lerin ve zincir marketlerin satınalma birimlerinin yok paraya çalışan fasoncusu haline dönüştü
2008 krizinin sonrasında süratle artan sorunlu krediler, ödenemeyen kredi kartları, son zamanda kurla beraber artan ALIŞVERIŞ MERKEZI kiraları benzeri pekçok faktör arka arkaya dizilince bu sahada sıkıntı büyüdü.
Sonra bir yasa çıkarttılar; esnafa yardım olunduğu yalanıyla boş kalan dükkânları esnafa vermenin hesabına giriştiler. Yani ALIŞVERIŞ MERKEZI'lerin cenazesini sistematik bir şekilde yok etmeye çalıştıkları esnafa kaldırtmak istediler.
Ve tüketici… Kredi kartı cebindeyken esnafın kapısından geçmeyen, onu küçümseyen tüketici, bugün borç batağına saplanınca ekmeğini yeniden bakkaldan alıp, veresiye defterine yazdırır duruma geldi. Yani tüketicinin cenazesini de esnafa kaldırtıyorlar. Çoğalış ne civarı gücü kaldıysa… Çünkü bu sistemi dengeleyebilecek bir toptancı mekanizması yok.
Son haber TESK'ten geldi. Çoğalış esnaf uyumlu taksitlerle konut sahibi edilecek. Çöken, arz fazlası içerisinde boğulan, hesapsız kitapsız yatırımlarla konut stoku problemi hayatını sürdüren , ülkenin dört bir yakınında satılamayan evlere leş fiyatına ihaleye çıkaran TOKİ'nin hanelerini şimdi esnafa satmak istiyorlar.
Reklam güzel: Evsiz esnaf kalmayacak. Halbuki bunun tercümesi şudur: İnşaat sektörünün cenazesini de esnafa kaldırtmaya çalışıyorlar. Hangi esnafa? Borcunu ödeyemediği için bankaların kredileri ertelemesini talep eden , alacağını tahsil edemeyen, iş başaramayan esnafa…
Ne yazık ki bunu da ALIŞVERIŞ MERKEZI'lerde yer kapıldığını ifade eden bizzat örgütleri üzerinden inşa etmeye uğraşıyorlar. Karıştırdınız beyler, kadınlar . Ben yıllar öncesinde esnaf bu ülkenin belkemiğidir; taşıyıcı kolonudur dedim. Siz onu ülkenin ölü gömücüsü haline getirdiniz. Hiç mi insafınız, utanmanız yok? Ayıptır…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder